
Yazının orjinal adı: https://www.waldorftoday.com/2013/06/social-development-in-the-very-young-child/ Çevirmen: MOMO Anaokulu Psikoloğu Selin Ateş Çocukların gelişiminde sadece birkaç alan bize onların sosyal ve duygusal gelişimlerinden daha fazla soru getirir. Belki de bu, insan gelişiminin son derece karmaşık, hassasiyetle dolu bir alanı olduğunu bildiğimiz veya yaşam yolculuğundaki merkezi yerinin de farkında olduğumuz içindir. Sosyal benliğimizi hayatın her durumuna taşırız, çağdaş…
Yazının orjinal adı: http://blog.sgws.org/waldorf-early-childhood-how-is-it-different/ Çevirmen: MOMO Anaokulu Psikoloğu Selin Ateş Waldorf Erken Çocukluk Dönemi: Farklılıkları Nedir? Ebeveynler okul öncesi yuvalarını gezerken, genellikle ilk olarak renkli alfabe posterleri, iPad istasyonları, parlak plastik mobilya ve oyuncaklarla karşılanırlar. Buna karşın, Waldorf Okul Öncesi sınıfları çok farklıdır. Renkler yumuşak ve sıcaktır, taze yiyeceklerin kokusu havayı doldurur ve iPad’lerin yerini…
Yaz ayları, sadece çocuklar için değil ebeveynler için de daha serbest ve yapılandırılmamış zamanı akıllara getirir. Programlarımızın değiştiği, pek çok farklı aktiviteyi yapmak için vaktimizin daha geniş olduğu bu özgür dönemden yuva düzenine geçiş ise heyecanla birlikte gerginliği de beraberinde getirebilir. Yuvaya dönüşe eşlik eden mevsim döngüsü, rutin ve ritimlerin değişimi, yeni dönemin gereksinimleri ve…

“Çocuk oyunları hayatın bir çekirdeğidir. Bütün insanlar orada gelişir, büyür. İnsanın en güzel ve en olumlu yetenekleri orada yükselir.” Friedrich Fröbel Orijinal Metin: Crisis in the Kindergarten – Why Children Need to Play in School Yazan: David Elkind Küçük çocukların gelişiminde oyunun hayati önemi birçok çalışmada gösterilmesine rağmen, insanların birçoğu okuldaki oyunun zaman kaybı olduğuna inanmaktadır.…

Çocuklarım bir Waldorf anaokuluna devam ediyorlar. Kendimi sık sık onlara duyulan bu derin saygıdan çok etkilenirken buluyorum. Bunu daha önce başka hiç bir yerde deneyimlemedim. Karakterlerine, kendi zamanlarına, çocukluk zamanlarına duyulan saygı; bir kaprisi, bir problemi, rahatsız eden bir durumu bir problem gibi görüp hemen çözmekten ziyade onları anlamaya daha çok yaklaşacak, daha uyumlu bir…
Yazar: Helle Heckmann Küçük Johanne, bir yaşında, on dakikadır bir ağaca bakarak duruyordu. Elini yavaşça kaldırdı. İşaret parmağını uzattı. Ağaca, önce dikkatlice daha sonra biraz daha cesurca daha sonra da tüm eliyle dokundu. Ağacı okşuyordu. Karoline, bir yaşında, Johanne’i izliyordu. Yaklaştı ve ağaca vurdu, hala Johanne’e bakıyordu. Birlikte güldüler. Ağacın etrafında koştular ve ağaca vurmak…
Çocuğunuz “sıkıldım” dediğinde ne demelisiniz? Yazan: Richard Rende, Ph.D Bu çocuğunuzun çözmesi gereken bir problem -sizin değil- eğer izin verirseniz. Ebeveynlerin son bir yıldır sıkça sordukları soru; çocuğum “sıkıldım” dediğinde ne demeliyim. Çok fazla şey değil. Mesele, bu problemin çocuğun çözmesi gereken bir problem olması. Olay şudur, bir ebeveyn çocuklarının sıkılmış olmasına çok şaşkındır.…
Her ebeveynin çekindiği o iki kelimeyi duyduğunuzda nasıl hissedersiniz? “Canım sıkıldı.” Belki bugünün yoğun ebeveynlerinin taşıdığı suçluluk duygusu yüzünden ya da genel olarak bakıldığında da en az efor harcatacak olan çözüm bu olduğundan, çoğumuz bu korkunç cümleye bir cevap bulmaya çalışırız; uzun, cazip seçenekler listesi. En iyi durumda (ve bizi en çok rahatlatan) çocuğunuz bu…
Zaten gelişimin kendi doğasından ve günlük yaşamın akışından gelen, kendinize, işinize, ailenize, çocuğunuza, ilişkinize dair birçok kaygıyla meşguldünüz. Şimdi tüm bunlara bir yenisi eklendi. Kendinizi güvensiz, değersiz, gergin, öfkeli, umutsuz, umarsız ve bitkin hissetmeniz, günlük aktivitelerden zevk alamamanız, içe kapanmanız, dikkatinizin sık sık dağılması bu dönemde çok normal. Bir saniye durun… Yavaşlayın… Derin bir nefes…
Yaşadığımız durum sebebiyle endişeli günler geçiriyoruz. Evde kalmanın önem arz ettiği bu süreçte, anne babalar olarak anlık gelişme takibi yapmak adına sıklıkla sosyal medya, televizyon gibi kaynaklardan bilgi edinmeye çalışırken korku, endişe, kaygı duygularını hissetmeniz çok olası ve normal. Bilinmezlik ve kontrol kaybı sebebiyle yaşanan stres biz yetişkinleri etkilerken çocuklarımız da bunu hissediyor olacaktır. Her…
Birkaç gün önce yolda çok sevdiğim bir arkadaşımı gördüm. Durup nasıl olduğunu, ailesinin nasıl olduğunu sordum. Bana baktı, alçak bir sesle sızlanmaya başladı: “Çok meşgulüm… Çok meşgulüm… Yapmam gereken o kadar çok şey var ki!” Hemen ardından tesadüfen bir başka arkadaşıma daha rastladım. Ona da nasıl olduğunu sorduğumda aynı ses tonuyla, aynı cevabı verdi: “Çok…
Çekingenlik, özellikle dışadönük ve girişken olmaya değer veren kültürlerde negatif bir şey olarak görülebilir. Yanlış anlaşılan ise çekingenliğin, çocukları kendi çevrelerinin dışındaki insanlar tarafından yönetilmekten koruyan bir bağlanma içgüdüsü olmasıdır. Çekingenlik genellikle ne övülür, ne de doğanın tasarımının bir parçası olarak görülür. Oysa çekingenlik, bir çocuğun, bağ kurduğu en yakın kişilerin kendi üzerinde en fazla…
“Her çocuğun sahip olduğu olası potansiyel, evrendeki en büyüleyici ve ilham verici şeylerden biridir.” – Ray L. Wilbur Oyuncaklar sadece oyun oynamak için değildir. Oyuncaklar çocuklarımızın geleceğinin yapı taşlarıdır. Çocuklarımıza dünya ve kendileri hakkında çok şey öğretir. Oyuncaklar mesaj verir ve çeşitli değerleri iletir. Bu yüzden akıllı aileler, çocuklarına verilen/hediye edilen oyuncakların temelinde nelerin yattığı…
Üç yaşındaki oğlum Lennon piyanoda rastgele sesler çıkarıyordu. Piyanist olduğumu bilen misafirim, “Neden ona piyano çalmayı öğretmiyorsun?” diye sordu. “Zaten öğreniyor” dedim. “Bir şey öğrenmenin en doğal yolu bu, ben daha iyisini yapamam.” Arkadaşım şüpheyle bana baktı. “Seneye tekrar ziyarete geldiğinde görürsün” dedim. Lennon’ın piyanoda ne derece ilerleyeceği hakkında bir fikrim yok ama serbest oyun…
Hala en büyük kızımın anaokulu günlerini hatırlıyorum. Hayatını nasıl mümkün olan her şekilde umutsuzca zenginleştirmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Onu, doğasında akademik eğitim olan bir anaokuluna gönderdim. Okulun odak noktası okuma, yazma ve matematik öncesi çalışmalarıydı. Evde yapması için ona özel yapbozlar aldım, kendi yaşıtı çocuklarla oyun grupları organize ettim, ona her gece kitap okudum, müzik derslerine…

Kaygı bazen aşırı aldatıcı olabilir. Çocuklarda, daha tipik belirtileri olan çekingen davranıştan ve yapışık olma halinden uzaklaşıp kendini öfke krizleri, sinir krizleri ve agresyon olarak gösterebilir. Sanki anksiyete ile başa çıkmak yeterince zor değilmiş gibi! Çocuklar kaygılı bir beynin etkisi altında olduklarında, davranışlarının, sınırları aşmaya çalışmakla ilgisi bile olmaz. Bunlar genellikle yanlış şeyi yapmak istemeyen…